Bir Cinayetin Anatomisi: Dardenne Kardeşlerin Samuel Paty Cinayetinden Bir Yıl Önce Çektiği “Genç Ahmed” Filminin Düşündürdükleri

3PAYLAŞIM

Geçen hafta Fransa’yı derinden sarsan bir vahşet gerçekleşti.

Ortaokul öğretmeni Samuel Paty 18 yaşında radikal bir cihatçı tarafından öldürüldü. Paty derste fikir özgürlüğünü anlatmak adına Hz. Muhammed’in karikatürünü öğrencilere göstermişti. Ve gösterdikten sonra da öldürüldü. Dün Fransa halkı bu cinayete karşı yürüdü ve protesto gösterilerinde bulundu.

Bu nefret cinayeti aklıma geçen günlerde seyrettiğim bir filmi getirdi: "Le Jeune Ahmed" (Genç Ahmed)

Yönetmenliğini ünlü Jean Pierre Dardenne  ve Luc Dardenne’in yaptığı 2019 yapımı “Le Jeune Ahmed” (Young Ahmed – Genç Ahmed”) aynı sene Cannes Film Festivali’nde “Best Director” ödülünü kazanmış, "Palme d’Or" adayı olmuş. 2020 senesinde de “Cesar Best Foreign Film” adıyı olarak yarışmış. Sinema dünyasında Dardenne kardeşler olarak bilinen yönetmenler filmde günümüzün en tehlikeli akımlarından biri olan İslami cihadın günlük hayattaki izdüşümünü anlatıyor.

Çevresindeki kökten dinciler tarafından beyni yıkanan Belçikalı genç Ahmed, öğretmeni Ines’le sorun yaşamaya başlar. Sorun aslında köktenci fikirleri nedeniyledir.

Çevresindeki insanların yozlaştığını, dinden çıktığını düşünür. Öğretmeni İnes’e karşı nefret duygusu giderek alevlenmektedir. Artık İnes onun hedefindedir. Onu öldürmek için plan yapar, fakat başarılı olmaz. Ardından rehabilitasyon amaçlı bir çiftliğe götürülür, hayvanlara ve insanlara olan davranışları buradaki uzmanlarca gözlemlenir. Ahmed kendisiyle iletişim kurmak isteyen insanlara güvenmez ve planını orada bile gerçekleştirmek ister. Nefret onu sarıp sarmalamış, içinden çıkamayacağı bir hale getirmiştir. Acaba sonunda emeline ulaşacak mıdır?

Bu film geçen hafta gerçekleşen nefret cinayetinden bir sene önce çekilmiş. Yani film, Avrupa’da hala köktenci fikirlerin varlığını güncel olarak resmedebilmesi açısıdan çok kıymetli.

Köktenci ideolojilerin Avrupa’yı, özellikle de Fransa ve Belçika’yı etkisi altına aldığını görmemek imkansız. Avrupa demokrasisi de bir süredir ciddi sallantıda. Fikir özgürlüğünün çıkış noktası olan Avrupa merkezli demokrasiler bir süredir nasıl bir yol izleyeceği hususunda kararsızlar. Filmde Ahmed’e karşı olumlu yaklaşımlar ön plana çıkıyor ve Ahmed’e yardım etmek isteyen birçok kamu görevlisi görüyoruz. Ahmed ise yardımları elinin tersiyle iterek ergenlik bunalımından kaynaklanan öfkesini öğretmeni İnes’e yöneltmeye devam ediyor. Ailesi, öğretmenleri ve rehabilitasyon görevlileri ellerinden geleni yapıp Ahmed’i sisteme çekmeye çalışsalar da bu çabaların kısa vadede pek de sonuç verdiği söylenemez.

Dardenne kardeşler daha önceki filmlerinde olduğu gibi, “Genç Ahmed” de yine sosyal meseleye parmak basıyor. Klasik yakın plan çekimleriyle Ahmed’in duygusunu net bir şekilde hissettiriyor.

Sıkışık mekan kullanımıyla da Ahmed’in daralan dünyası imgeleniyor. Bu arada Ahmed rolünü oynanan Idir Ben Addi gerçekten çok iyi bir performans gösteriyor. Masum, soğukkanlı ama içinde nefret dolu rolünü tecrübeli bir oyuncu gibi oynuyor. Dardenne kardeşler özellikle masum yüzlü bir karakter seçmişler. Ahmed burada bir tipoloji aslında. Buzdağının arkasındaki kütle ve kitlenin gerçekten korkutucu olduğu ve kurumların demokrasiyi yeşertmekte başarısız olduğu mesajı veriliyor.

Ergenlik bunalımı ve öfkesiyle harmanlanan köktenciliğin genç bir insanın hayatını nasıl etkilediği ve çoraklaştırdığını görmek ve anlamak adına çarpıcı bir film.

Son yılların en önemli olgularından biri olan köktenciliğe karşı mücadele etmenin zorluğunu ve çoktandır evrensel bir değer olan demokrasi ve hoşgörünün değerini bilmek adına filmi izlemenizi tavsiye ederim.

Not: Dünya ve yaşamımızı güzelleştirmek adına The Beatles'dan All You Need Is Love şarkısını ekliyorum.

Not 2: Film fotoğrafları IMDb sitesinden alınmıştır.

Bu Haber ile İlgili Linkler

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
bahadir-uras

Fransa çok ağır bir sosyo ekonomik ve sosyo kültürel buhranın içinde kıvranıyor. Alt gelirli insanlar, işsizlik maaşı ya da devlet yardımı ile geçinenler,göçmenler, mülteciler bütün bu gruplar şehirlerin banliyölerinde HLM denilen ucuz konutlara tabiri caiz ise park edilmiş durumdalar. Bu siteler ve mahallelere polis çok uğramaz. Öyle mahalleler var ki beyaz adam göremezsiniz. Paris te sain dennis diye bir banliyö var mesela ben tramway ile geçmiştim tramwayda abartmıyorum tek beyaz adamdım.

bahadir-uras

Şimdi efendim bu banliyölerde illegal olarak ne ararsanız var; uyuşturucu ve kadın ticareti sıradan işler, vudu ayinleri yapanlar var, illegal tarikatçılar var (sadece islam dini ile ilgili olanlar değil), kaçak kilise de var mescit de var. Ve bunların %2 si belki polis tarafından denetleniyor. Şimdi bu selefilerde bu pisliğin içinde kendilerine çok kolay yer bulabiliyorlar ve çocukları çok kolay kandırıyorlar. Düşünün bu çocuklar bu pisliğin içinde fakir ailelerin çocukları birden temiz müslüman abiler , para ,mescit ortamı ile tanışıyor.Sonra tabiki propaganda,video derken hop radikal çocuklar karşınızda. Fransız devleti uzun zamandan beri bu olgu ile yaşıyor ama yapacağı şeyler çok radikal yapamıyor çünkü ekonomik gücü yok.

bahadir-uras

Bu mahalle ve site yapılarını yıkması gerekiyor, toplumun birbirine kaynaştırması ve ayrımıcılğı kaldırması gerekiyor. Size bu mahalle ve site oluşumunu anlatabilen bir iki film tavsiye ederim, les misérables (2019) victor hugo nun ki değil :) , entre les murs .İkinci film de konu edilen okullar aynen var, banliyö okulları.

tpaflo

Bahadır Bey merhaba. Öncelikle açıklayıcı metninizden dolayı teşekkür ederim. Evet Fransa'da ciddi göçmen problemi var. Haliyle entegrasyon da sıkıntılı. Bu filmi yazarken aslında orijinal metni sizin yazdığınıza yakındı. Fakat sadece filme odaklanmayı seçerek aradaki görüş ve değerlendirmelerimi çıkardım. "les misérables (2019) victor hugo nun ki değil": bu filmi seyrettim. Başka bir mecrada da yazmıştım. Bu film Fransa'nın banliyölerini anlamak adına iyi bir film. Zahmet edip yazdığınız için ayrıca teşekkür ederim. İyi günler ve ayrımcılığın son bulması dileğiyle...

tpaflo

Unutmadan bu filmi "entre les murs" de seyrettim. Başka bir mecrada yazmıştım. Her iki film de çok iyi. Yanlış hatırlamıyorsam "entre les murs"un Cannes Film Festivali Palme d'Or ödülü vardı.

Görüş Bildir