Hakkını Arayıp Ucuz Yemek Talep Eden Öğrencilere ‘Gidin Çalışın’ Diyen İnsanlar Hakkında Konuşuyoruz!

-
Abone ol

Her şeye kendi penceresinden bakan, değişen dünyayı yok sayan insanlar hakkında biraz dertleşelim mi?

Geçtiğimiz günlerde öğrenci yemekhaneleriyle ilgili büyük tartışmalar olmuştu, hatırlarsınız.

İndirimli Yemek Hakları Ellerinden Alınan İstanbul Üniversitesi Öğrencileri İsyanda: 'Müşteri Değil Öğrenciyiz' - onedio.com
İndirimli Yemek Hakları Ellerinden Alınan İstanbul Üniversitesi Öğrencileri İsyanda: 'Müşteri Değil Öğrenciyiz' - onedio.com

Öğrencilerin bu isyanına çoğunluğu üniversite ile ilişkilerini 20 yıl önce bitirmiş kişilerden benzer bir tepki geldi.

Bu tepkiyi ikiye ayırırsak ilki "Biz o zamanlar çalışmıştık, öyle okuduk şimdi iş beğenmiyorsunuz." şeklindeydi. İkinci ise biraz daha garipti: "Madem yemek bu kadar önemli gezmeye nasıl paranız var?"

İlk eleştiri için 'boomer' meselesini de irdeleyen şöyle bir içerik hazırlamıştık.

Türkiye'nin En Rahat Döneminde Yaşamamış Gibi Bugün Sürekli Gençleri Eleştiren Nesil, Gençlerin Önünü Açın! - onedio.com
Türkiye'nin En Rahat Döneminde Yaşamamış Gibi Bugün Sürekli Gençleri Eleştiren Nesil, Gençlerin Önünü Açın! - onedio.com

Yani fırsatların görece az olduğu, kriz ortamı olsa da biraz nitelikli herkesin istediği yere gelebildiği dönemlerde yaşayıp bugünün şartlarını eleştirmenin anlamsızlığından bahsetmiştik. Bugün okurken çalışılmasını ısrarla söyleyen kişilerin bir diğer argümanı 'Sizin yaşınızda ev almıştım' olduğu için aynı kanaldan ilerlemekte bir sakınca görmüyoruz.

Öncelikle 'öğrenciysen git iş bul çalış' argümanının çok da anlamlı olmadığını düşünmek gerekiyor.

Çalışan öğrencinin ne öğrenci ne de tam anlamıyla çalışan olabileceği gerçeğini Türkiye'nin mevcut piyasa durumuyla birleştirince ortaya garip sonuçlar çıkabiliyor. Halihazırda öğrencinin çalışmasının yarattığı bir maliyetten bahsetmek mümkün, yarı-zamanlı çalışan kişilerin hakkaniyetli biçimde istihdam edildiğini söylemek mümkün mü? 

Genelleme yapmıyoruz ama öğrenciler genç olduğu için az parayla çok iş yaptırılacak, tabiri caizse sömürülecek elemanlar olarak görülüyor.

Velev ki öğrenci çalışmaya başladı, bu öğrencinin ders saatlerine saygı duyacak işletme sayısı bir elin parmaklarını geçer mi?

Hal böyle olunca ekonomik zorunluluklar sebebiyle yarı-zamanlı işe girip çalışmaya başlayan öğrenci bir noktadan sonra eğitim hayatını sürdüremez hale gelir ve 4 yıllık okulu bitirmek imkansızlaşır. 30 yıl önce üniversite okuyup aynı anda çalışan kişinin de okuluna odaklanması gerekiyordu, o yaptı diye Türkiye şartlarında bugün yapılmasını savunmak anlamsız.

Üniversitenin ders dinleyip sınav vermek, diploma kapmak için gidilen bir yer olmadığını da unutmamak gerek.

Liseden çıkıp gelen öğrencilerin bu çatı altında sosyalleşme yeteneklerini geliştirmeleri, belli ilişkiler kurmaları şart. Dışarıdan bakıp öğrencilik hayatını 'boş gezme' olarak nitelemek kolay olsa da ülkenin geleceğini emanet edeceğimiz kişilerin iletişim yetenekleri, sosyal becerileri kuvvetli olsun isteriz.

Tüm bu yan etkiler göze alınıp iş bulmaya çalışan öğrenci nasıl iş bulacak?

Genç işsizlik her yıl oransal olarak artıyorken ve aynı işe yüzlerce kişi başvuruyorken, sağlam bağlantılar olmadan öğrencilik hayatına saygı gösterecek bir iş bulabilmek mümkün bile değil. Yani sosyal hayatını kenara atmayı göze alan bir öğrenci bile iş bulmakta zorlanıyor.

'İş beğenmiyorlar' edebiyatının da pek anlamı yok, temel çalışma haklarını sunan işletmelerde çalışıp yaşamaya imkan verecek ücretler talep etmeyi 'iş beğenmemek' olarak adlandırmak bu tip uygulamaların kök salmasından başka işe yaramaz.

Ayrıca öğrencilerin sosyal aktivitelerini 'madem açsınız neden geziyorsunuz' gibi anlamsızlığı çok öteden belli olan sözlerle eleştirmek de anlamsız.

Belli hakları talep etmek için tam anlamıyla 'aç' olmak mı gerekiyor? İnsanlar haklarını ararken kimseye gelir beyanı yapmak zorunda değil, her gün eğleniyor olması onun öğrencilik hakkı gereği ucuza yeme talebinde bulunmasını anlamsızlaştırmaz. Bu yanılgıdan kurtulmak gerek.

İşte, durum böyle. Öğrencilerin haklı taleplerini 30 yıl öncesinin sözleriyle, insan haklarına aykırı koşulları önererek eleştirmek pek anlamlı gelmiyor. Siz ne dersiniz?

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
eexorciist

okula gidip gelen öğrenci neden yol parası verir diye düşünürken çocuklara yemek vermiyorlar ya inanılır gibi değil

anayimana

Eşim açıktan üniversite okuyor geçen yıl İŞKUR üzerinden bir işe başlayacaktı 2020 TL olan asgari ücretin sırf öğrenci olduğu için aynı emeği aynı zamanı harcayacak olmasına rağmen 1400 küsur gibi komik bir ücret yatırılacağını öğrendik. Cimere bilgi almak için yazdığımız dilekçede de eğitim programı kapsamında olduğu için.....vs vs vs diye anlamsız cümleler sıralandı. Öğrenci olunca eşekler gibi çalışıp üç kuruş alacaksın arkadaşların olmayacak okulu bitirip devlet kapısında bir işe kapak atayım diye senelerce para yatıra yatıra sınavlara gireceksin bir bok olmayacak sonra biri çıkıp diyecek ki gençler iş beğenmiyor gençler evlenmiyor...

anayimana

Sonra da seçim zamanı anket için kapıya gelen malum parti gençlik kolları üyesi iş durumunuz nedir diye sorduğunda edebiyat öğretmeniyim işsizim deyince ankete ev hanımı yazacak... İşte Türkiye'de yaşamaya çalışmak...

sairsel

Bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım güncel mi diye ;)

Görüş Bildir