Hemcinslerinin Maruz Kalabileceği Her Türlü Şiddete Karşı Direnip Sonunda Kazanan Olmayı Başarmış Bir Kadın: Duygu Asena

-
Abone ol

Kadının yok olan adını var etmek için çabaladı hiç durmaksızın. Tüm kadınlar için elinden geleni yapan tek bir kadındı Duygu Asena…

Bu içerikte Leblebi Tozu ve Kidega kaynak olarak kullanılmıştır.

19 Nisan 1946'da İstanbul'da tutucu bir ailenin kızı olarak dünyaya gelir.

Siyasetle iç içe bir ailede büyür. Kadıköy Özel Kız Koleji'nin ardından, İstanbul Üniversitesi'nde Pedagoji Bölümü'nü okur. Biraz zor biraz da mücadeleyle doludur büyüdüğü evi, kendisi de şu şekilde tasvir eder o evi: "Dışarıdan baktığın zaman, benim doğduğum ev tam bir sıcak yuva. Kadın, annem, genç ve güzel. Erkek, olgun ve geliri, kazancı yerinde. Bahçe içinde, iki katlı güzel bir ev, iki çocuk. Yokluk, yoksunluk değil, fazlalık var: Komşuda olmayan sende var. Ama orada her şeyin -ve bizlerin de, eşinin, çocuklarının…- sahibi olan babam dahil, kimse mutlu değildi. Sıcak olabilecek, olması gereken yuva, cehennemdi desem haksızlık olur, ama soğuktu."

Mezuniyetten sonra, Haseki Hastanesi Çocuk Kliniği'nde ve İstanbul Üniversitesi Çocuklar Evi'nde çalışır.

1972'de Hürriyet gazetesinin 'Kelebek' ekinde 'Şirin' adıyla bir köşeye sahip olur. Gültekin Gürgen'le büyük bir aşkla evlenirler. Ancak gazetede, ikisi de evli olmalarına rağmen bir başka gazeteciye âşık olur. Zaten anlaşamadığı eşine durumu anlatarak ayrılmak ister. Aynı şeyi âşık olduğu adam da yapar. 

O dönem, gazetenin genel yayın yönetmeni Nezih Demirkent ve beş diğer gazeteci Duygu Asena'yı 'hafif kadın' olmakla itham ederek mahkemeye verir. Her ne kadar evliliklerinde geçinemiyor olsalar da eşi Gültekin Gürgen, "Eşim çok namuslu kadındır." diyerek Asena'nın lehine tanıklık yapar.

Dava kapanır ancak gazeteden kovulur, sonrasında eşiyle anlaşmalı olarak boşanırlar.

Bu süreçte yaşadıklarını, 'Kadının Adı Yok' adlı kitabında tüm duygu ve düşünceleriyle anlatır. Aşk hayatıyla ilgiliyse şöyle bir yorum yapar: "Gizli, yasak bir ilişki, ama her şey de ortada! Neredeyse herkesin gözü üstümüzde. Nezih Demirkent ikide bir çağırıyor beni, 'Bırakacaksın' diye masaya yumruğunu vuruyor. Bendeyse şöyle bir şey var. Hangi konuda, kim olursa olsun, birisi bana 'Yapma' derse, ben ısrar ederim; yapacağım! Bana bunu yasaklayamazsın. Kötü bir şey yapmıyorum. Aşk yüce bir şey ve seviyorum. Yalancılık da yapmıyorum, söylemişim her şeyi açıkça… O zaman sen bana neden karışıyorsun (…) Sadece Nezih Bey değil, çalışma arkadaşlarım, özellikle kadınlar bana tavır almaya başlamıştı. Bu daha kırıcı ve öfkelendiriciydi."

Bir süre Ayrıntılı Haber gazetesinde muhabirlik yaptıktan sonra, 1976-78 yıllarında Man Ajans'ta metin yazarı olarak çalışır.

1978'de Gelişim Yayınları'nda genel yayın yönetmeni, 'Kadınca' dergisinde de direktör olur. Feminist bir birey olarak dergiyi gelip gelebileceği en iyi yere getirir. Feminist olmasını da annesinin acılarına, özel hayatında yaşadığı toplum baskısına, işten atılmasıyla sonuçlanan iftira oyununa bağlar.

Bile isteye değil de ahlaksızlık, eşitsizlik ve ötekileştirilmeye karşı mücadele ederek Feminist olmuştur.

'Kadının Adı Yok' kitabıyla 1987'de Feminizm adına yeni bir dönem başlatır. Kitap, bir yılda 40. baskısını görür. Aynı yıl Atıf Yılmaz, kitabı beyaz perdeye uyarlar ve film gişede büyük bir başarı yakalar. Çeşitli ödüller alarak yılın en iyi yazarı seçilir. 1988 yılında Başbakanlık kitabın satışını yasaklar.

'Kadının Adı Yok'un devamı niteliğindeki kitabı 'Aslında Aşk Da Yok', 1989'da çıkar. Kitap Almanya, Hollanda ve Yunanistan'da da yayımlanır. İçerisinde 13 hikâye, 1 masal olan kitabı 'Kahramanlar Hep Erkek', 1992'de çıkar. Eril toplumun getirilerini anlatan bu eseri de büyük tepkilere maruz kalır.

Ekibiyle, Milliyet gazetesinde 'Kim' kadın dergisini ve 'Negatif' gençlik dergisini çıkarırlar.

1992-97 arasında TRT 2'de yayınlanan 'Ondan Sonra' programını, hazırlar ve sunar. Milliyet gazetesinin ardından Cumhuriyet, Yarın, Habertürk ve Vatan gazetelerinde de köşe yazarlığı yapar. 1997'de 'Aynada Aşk Vardı' kitabını çıkarır. Bu kitapta üç ayrı kadını, kendi hayatında yaşadıklarından yola çıkarak ele alır.

Kadınca dergisindeki yazılarından derlediği 4. kitabı 'Değişen Bir Şey Yok', 1994'te çıkar ve ilk haftadan 70 bin satış yaparak kendi rekorunu yeniler.

Aynı yıl Duygu Asena'ya, beyin tümörü teşhisi konur. Acil şekilde ameliyata girer ancak yazmayı bu dönemde de bırakmaz. 1995'te Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri tarafından ikinci kez yılın en iyi yazarı seçilir. 

2001'de 'Aslında Özgürsün' adlı kitabını çıkarır. Bu kitabında en mutlu evliliklerde bile bulunan çatlakların varlığını anlatır. 2003'te 'Aşk Gidiyorum Demez' ve 2004'te 'Paramparça' adlı kitapları çıkar.

Duygu Asena, 12 yıl inatla savaştığı beyin tümörü yüzünden 30 Temmuz 2006'da İstanbul'da dünyaya gözlerini yumar, cenazesinde tüm sevenleri tarafından sarı güllerle uğurlanır.

Kardeşi İnci Asena kardeşinin ölümünden sonra şöyle der:

"Çocukluk dönemimizde Duygu bana sarı gülleri içeren bir dörtlük okurdu.

'Eğer bir gün ölürsem

Mezarıma gelip de sarı güller dikersin

O da bir sarı güldü

Ne çabuk soldu dersin'

Hüzünlü sözleri olan bu dörtlük beni hep ağlatırdı. Onun cenazesinin örtüsünde sarı güllerin yer almasının anlamlı olacağını düşündüm."

Tüm hayatı bir mücadeleden ibaretti Duygu Asena'nın. Sadece erkeklere karşı değil, toplum algısına karşı da sürekli mücadele etti. Kazanıp kazanmadığı tartışılır ancak hiçbir zaman pes etmemiş olması onu kazanan olarak ilan etmemiz için yeterli bir sebep bizce…

Bu içeriklerimize de göz atabilirsiniz. 🤗

Pearl Harbor'da İrtifa Kaybederek Yerlilerin Olduğu Adaya Çakılan Japon Pilotun Ancak Filmlerde Yaşanabilecek Hikâyesi - onedio.com
Pearl Harbor'da İrtifa Kaybederek Yerlilerin Olduğu Adaya Çakılan Japon Pilotun Ancak Filmlerde Yaşanabilecek Hikâyesi - onedio.com

👇

Bedeni 12 Yıllık Esarete Mahkûm Edilse de Fikirleri Asla Kalıplara Sığdırılamamış Bir Adam: Kemal Tahir - onedio.com
Bedeni 12 Yıllık Esarete Mahkûm Edilse de Fikirleri Asla Kalıplara Sığdırılamamış Bir Adam: Kemal Tahir - onedio.com

👇

Hep Çocuk Kalacak Koca Koca İnsanların İzlemelere Doyamayacağı Yetişkinlere Yönelik Animasyonlar - onedio.com
Hep Çocuk Kalacak Koca Koca İnsanların İzlemelere Doyamayacağı Yetişkinlere Yönelik Animasyonlar - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
april.zoom

O dönemlerde çoğu kadının için için düşündüğü pek çok şeyi cesurca söyleyen ve ben de aslında tam da bunu diyordum, demek ki düşündüklerim yanlış değilmiş dedirten sevgili Duygu Asena'ya saygıyla... Ne mutlu ki bana kitaplarını okuduğum için, yazdıkları hakkında yorum yapabiliyorum. Yoksa ancak özel hayatı hakkında birşeyler söyleyebilirdim, tercih etmezdim o ayrı.

burak-erol6

evli bir kadının başkasıyla kırıştırmasını iyi bi bok yemiş gibi bize anlatıyorsunuz burada. feminizm kağıt üstünde hem kadın hem erkek haklarını savunur ama erkek düşmanlığından başka bir şey de yapmıyorsunuz aq

flznhvnd

feminizm erkek düşmanlığı değildir, kadın ve erkeğin eşit sosyal haklara sahip olmasını savunan bir düşüncedir. ayrıca duygu asenanın hikayesini tekrar okumanı tavsiye ederim. eşine durumu anlatmış ve anlaşarak ayrılmışlar. adam bile mahkemede onun lehine tanıklık etmiş, sen gelmiş bunu diyorsun. kadın aldatmış bile olsa bunun feminizm olduğunu söylemiyor zaten. düşün ki özel hayatına dayanarak seni işinden etmeye çalışan, sana düşman olan onlarca insan var, hem erkek hem kadın. evet feminist olduğunu söyleyip feminizmi yanlış uygulayan ve yalnızca kadınların üstünlüğünü savunan, erkekleri hor gören bir grup var. ama aynısını bazı erkekler de yapıyor. olayı cinsiyete değil zihniyete bağlamak lazım, tıpkı senin şu anki önyargılılığın gibi.

esra-tekin2

Aptal toplum.

bilgenerd

İşte bu yüzden "delikanlılık" sadece erkeklere has bir kavram değil. Kadın evliyken bir başkasına aşık olmuş. Kim ister böyle bir durumu? Ama olmuş işte! Fakat ne yapmış, yalan dolan entrika yapmamış, delikanlı gibi geçmiş karşısına kocasının, "Ben başkasına aşık oldum, boşanalım" demiş. Herkesin yapabileceği bir şey değil bu. Hele de Türkiye'de... Bunun nesi hafifmeşreplik anlamadım...

patates-sogan-lobisi

Alttaki yorumların bir kısmı evliyken başka birine aşık olan diye iğneleyici ve insan olmaktan bi haber yorumlar. Kadın evliyken ve karşıda ki adam evliyken birbirlerine aşık olmuşlar bu doğru. Eğer aşk planlı birşey olsaydı ve yalnızca istediğiniz kişiye aşık olsaydınız ayıla bayıla izlediğiniz imkansız aşk filmleri yahut Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı gibi hikayeler olmazdı. İkincisi evliyken aşk var ama aldatma yok aşklarını kimseden tabi ki eşlerinden de gizlememişler ve boşanmışlar. Yani iki insanı aynı anda idare ederim, topluma da rol yaparım dememişler. Dürüstlük de bir namus göstergesidir gayet namuslu çıkmışlar yani. Her şeyi göze alarak üstelik. Sahi siz eleştirenler kendinize karşı dahi ne kadar dürüst ve namuslusunuz.

evde-beslenmemesi-gereken-cocu

Bu ne biliyor musun? kendi kızını 2 kez hamile bırakan kişinin facebook profilinde sürekli kuran, din, iman, islam paylaşımları yapması gibi.

Görüş Bildir