Konuştuğumuz Anda Karşımızdaki İnsanı Rahatsız Edecek Üzerine Yorum Yapmamamız Gereken Bazı Konular

1.5bPAYLAŞIM

Biraz kendimizi frenlemeliyiz.

Eğri oturup biraz doğru konuşalım... Toplum olarak dedikodu yapmayı, birileri hakkında sıra sıra yorum yapmayı çok seviyoruz. Lütfen bana kızmayın ama bu bir gerçek.

"El âlem ne der?" diye bir sözümüz bile var. Çoğu insan da el âleme göre hareketlerini, davranışlarını yaşamını şekillendirmek zorunda kalıyor. Adeta el âlem insanlara otosansür uygular hale geldi. Bu dipsiz kuyudan da bir türlü çıkamıyoruz.

Yorum yaparken de bazen ağzımızdan çıkanı kulaklarımız duymuyor maalesef. Her konuda yorum yapma hakkını kendimizde buluyoruz.

Her ne kadar durum böyle olsa da üzerine konuşmamamız, kendimizi frenlememiz gereken bazı öncelikli konular var. Biz de bunlardan bazılarını paylaşım istedik sizinle.

Birinin zayıf ya da kilolu olduğuyla ilgili farkında olmadan karşı tarafı rencide edecek, rahatsız olmasına neden olacak yorumlar yapabiliriz. Bu nedenle siz en iyisi herhangi birinin kilosu hakkında yorum yapmayın.

Yara izine sahip olan kişi konuyu açmadıkça yara izinin oluşma hikayesini, rahatsız olup olmadığını ya da ameliyat olup olmayacağını sormayın. Vücudunda yara izi olan biri olarak söylüyorum. Ben sorulmasından hiç hoşlanmıyorum.

Birinin çok ya da az yemesi hakkında da suskunluğunuzu koruyun. Kimisi az yemekle doyar kimisi de çok yemekle. Peki bizi ilgilendiren bir durum var mı burada? Tabii ki de yok!

Yakınları vefat eden kişiler bir süre toplum tarafından gözlemlenir. Evinde televizyon açıp dizi izlemesi ya da dışarı çıkıp dolanmak istemesi hemen dedikodu kazanını kaynatır. Diyeceğim o ki; kişilerin yas tutma döneminde neler yaptığıyla ilgili yorum da yapmayın. Bizi hiçbir şekilde ilgilendirmez.

Birinin mental sağlık sorunlarının gerçek olup olmadığı konusu da çok hassas. Bu nedenle ağzınızdan yanlış yorumlar çıkabilir. En iyisi susmayı deneyin.

Tanıdığımız biri olsun ya da olmasın karşımızdaki kişinin evlenip evlenmemesi kimseyi ilgilendirmez. Bu konuyu da bu nedenle yorumsuz bırakmalıyız.

Birinin çocuk sahibi olmaması hakkında da suskunluğumuzu bir zahmet koruyalım. Sağlık problemlerinden ya da cinsel sorunlardan dolayı çocuk sahibi olmuyordur. Bunu bilemeyiz değil mi? Susmak en iyisi...

Başka örnekleriniz varsa yorumlara yazabilirsiniz. 

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
alp-gunaydin

Yara iziyle benim hiçbir sıkıntım yok. Koluna ne oldu ya diye sorduklarında rahatça akbaş sokak köpeği sevmeye çalışırken hayvan agresifleşti ve ısırdı sonra çektim bir daha ısırdı diyebiliyorum. Bunun devamında da ısırmadan 2 yıl önce puding uğruna ocaktan kafama kaynar çorba dökülmesini ve doktorların 1 ay boyunca "çorbacı geldi mi, naber çorbacı" dediklerini anlatıyorum. Yara izinden rahatsız olmuyorum. Beni diğerlerinden farklı hissettiriyor. Hala da nerede bir kedi, köpek görsem sevmeye koşarım.

yagizalp-turker

Toplumsal baskının getirileri çok kötü.Her yıl bu baskılar yüzünden,insanlar intihar,stres bozukluğu,psikolojik şiddet vb olaylara maruz kalıyor.Bunun temel sebepide İlluminati gibi düşünülen,Toplumsal Baskı(Elalem) adı altında soyut bir tarikatvari grup.Kısacası elalemin aptal ok beyinlerinde ne düşündüğü,ne konuştuğu benim ve bel altımdakinin umrunda değil!

pamela-gila

KEŞKE GTÜMÜZÜ İSTER MENDİLLE TEMİZLERİZ İSTER SUYLA DİYE DE EKLESEYDİN

mavi-piyano

Bunlara ek olarak işsiz bir insana ‘ne oldu iş yok mu hala’, ‘falanca şunu şunu yapıyor elalem akıllı bak sen de yap’, ya da belirli bir dönem ailesinin yanında kalan 30 yaş üstü insanı ayıplama girişimleri de sayılabilir. İnsanlar çok seviyor kendi hayatlarına bakmaları gerektiği yerde başkalarının hayatına burnunu sokmayı.

bilim-bilimi

Hepsine katılıyorum. Aynı zamanda: -İnsanlar başarılı olup olmamasıyla da karşılaştırılmamalı -Ya da inançları ve inançsızlıklarıyla -Cinsel yönelimleri ile -Aileleriyle -Maddi gelirleri ile -Hayat şartları nedeniyle vb. rahatsız edilmemeli.

Görüş Bildir